26 Haziran 2015 Cuma

İKİNCİ BAHAR

Neşe bebeklerinin ilk yola çıkış yolculuğu terapi sürecinde kullanılmak üzere olmuştu.İrili ufaklı aileler oluşmaya başladığında büyükanne- büyükbabalar ayrı bir yer tutmaya başladı.İkinci baharı temsil eden bebekler neden bilmem ayrı bir sevgiyle karşılaştılar.Gülümseten bakışlar yanında hem sevgiyi hem özlemi içeren duygularla dokundu yüreklere. Şefkat duygusu uyandırdılar.  Ben de ayrıca bir ikinci bahar bebekleri yapmaya başlamış buldum kendimi. Kimi  Cumhuriyet Balosuna gitti, kimi düğüne...Kimi torun kucakladı. Bu seriden çıkan bebekleri de buradan sergiliyor olacağım. Boyları 10-12 santimetre arasında. Bakalım onların yolculuğu bana neler öğretecek...

Bu çifte Cumhuriyet Balosuna gidenler diyorum:) Gümüş ipe dizili inci kolyesi, çantasıyla hanımefendi ve yakasında kadife gülüyle beyefendi hazırlar...
İB-01



18 Haziran 2015 Perşembe

Joy and Luck...


I had told  the dolls’ growing- out-story with my first text “With Love ".They find their new homes and started to write their stories by the help of my firends who were in family constallation.

Each of them comes on earth with their own emotions but give me joy. Who sees them first always gets a smile on their face.That I like the most. My emotion “joy” has been destroyed for a long time ago by news and life-tiredness. While I was making them, in each step, thousands of words pass through my mind. The feelings that comes from inner me capture the dolls in some ways. This is why I don’t touch the dolls if I get bored or upset about something. A movie reminds itself to met hat I don’t even remember its name. In the movie a young lady, who travells to Near East, feels upset in a rainy night and gets into a restaurant and order soup. As having soup her feeling slows down and she gets beter. From that day on she starts to go that restaurant and wanted to learn how that soup is boiled. The owner of the restaurant trows her out but she won’t give up. She cleans the place and serves. But it is not appropriate in the tradition for a woman making that soup. Although she has heart break, she tries to boil that soup one day when the owner is not there. But every one who has the soup cries because of her being upset and heart break. The very point of this movie is perhaps the running of the feelings from lady to the soup. We give our feeling to another with our works. If we smile inside then that gets catching.

I would rather them called Joy Dolls even though I let them to get their names by whom they are bought. Due to the feeling of joy inside me among the chaos… 

The first born had very tried to stand on her feet. During that time a small seal I had at my keyholder which was broken then. And I tied the first born to my keyholder. That day something good happened and I thought she gave me luck… In my pocket or bag she gets a new shape and each time she has the emotion to make laugh.

I didn’t plan these dolls as such an accessory but a friend and a teacher of mine have seen them in my hand and wished to have one. So came forth the key-dolls. I create them from a softer material. In the next days they will travell to abroad, to a new continent as a gift. Our journey keeps going…






Sometimes at a study of trauma, sometimes in a creche, sometimes in family constallaiton, sometimes on a coffee table, and sometimes in the company with the doors which are openned to beauties...


Some are on sale with their tiny stories at  Latona.com.tr...



In the next days I will create a new page at my blog as “On Sale”, if one them tells you something or if you want a special one you may communicate me via skosaner@ttmail.com. If you wish to follow the updates on my blog please write your e-mail adress on the top of this text in the white blank and click “Submit”...

Sevgi'yle...

With Love

17 Haziran 2015 Çarşamba

Neşe ve Şans...

Aşk'la...yazımda bebeklerin doğuş yolculuğunu anlatmıştım. Aile dizimi ve oyun terapi çalışması yapan arkadaşlarımın siparişleriyle ilk yuvalarını buldular ve kendi öykülerini oluşturuyorlar artık.

Her biri kendi duygusuyla dünyaya geliyorlar ama bana verdikleri duygu neşe... Onlarla ilk karşılaşanların yüzünde de bir gülümseme uyandırıyorlar. Bu çok hoşuma gidiyor. Uzun zamandır ülke gündemi, hayat yorgunlukları galiba en çok içimdeki neşe duygusunu yok etmişti. Bebeklerle çalışırken her bir aşamasında içimden binlerce kelime geçiyor. İçimden akıp gidenler bir şekilde bakıyorum bebeklere de geçmiş. O nedenle eğer canım sıkkınsa, birşeye üzülmüşsem bebeklere dokunmuyorum. İzlediğim bir film geliyor aklıma hemen şimdi ismini anımsamıyorum filmin. Uzakdoğu'da bir yere giden genç bir kadın yağmurlu bir gecede çok üzgünken bir lokantaya girer ve bir çorba içer filmde. Çorbayı içtikçe üzüntüsü geçer ve iyi hisseder kendini. O günden sonra o çorbacının kapısına dayanır ve bu çorbanın yapımını öğrenmek ister.Lokantanın sahibi onu kovar, kovuldukça vazgeçmez, temizlik yapar,hizmet eder...O çorbanın kadınlarca yapılması geleneklere aykırıdır üstelik. Her türlü aşağılanmaya razı olur ve bir gün ustası yokken çorbayı pişirmeyi dener ama o kadar üzgündür ki çorbayı içen herkes ağlamaya başlar. Bu filmin bende yer eden kısmı galiba çorbaya geçirdiğimiz duygular olmuştu.Yaptığımız işe hangi duyguyla bakıyorsak karşımızdakine de o duyguyu geçiriyoruz. İçimiz gülüyorsa bu bulaşıcı oluyor.

Onlara her ne kadar isim koymayı gittikleri kişiye bıraksam da, Neşe Bebekleri demeyi tercih ediyorum. Tüm kargaşanın içinde içimde yarattıkları neşe duygusu nedeniyle...

İlk doğanlardan biri ayakta durmakta zorlanıyordu. O sırada uzun zamandır anahtarlığımda takılı  minik fok bağlantı yerinden koptu. Ben de anahtarlığıma bu bebeği taktım. O gün güzel şeyler oldu ve bana şans getirdiğini düşündüm... Cebimde veya çantamda şekilden şekile girip duruyor her seferinde beni güldürecek bir şekil almayı başarıyor.

Böyle bir aksesuar olarak planlamamıştım bebekleri ama elimde gören bir arkadaşım, bir öğretmenim ben de istiyorum deyince anahtarlıklar çıktı ortaya. Onları daha yumuşak bir malzemeden yaptım. Önümüzdeki günlerde bir başka kıtaya doğru yola çıkacaklar birilerine armağan olarak.





Bizim yolculuğumuz devam ediyor...

Bazen bir travma çalışmasında, bazen bir bebek evinde, bazen aile dizimi çalışmasında, bazen bir sehpanın üstünde, bazen güzelliklere açılan kapıların eşiğinde...

Blogta da Vitrindekiler  diye bir sayfa açacağım önümüzdeki günlerde, içlerinden size birşey diyecek olan biri olursa veya size özel bir şey isteyecek olursanız benimle skosaner@ttmail.com adresinden iletişim kurabilirsiniz. Blogtaki güncellemeleri takip etmek isterseniz yazının hemen üstündeki beyaz boşluğa e-posta adresinizi yazıp "Submit" kutucuğunu tıklamanız yeterli olacaktır...

Sevgi'yle...