17 Kasım 2015 Salı

Takılar

Geçen yılbaşında kendime ve birkaç arkadaşıma armağan keçe yeniyıl armağanı takı yapmıştım. Keçe üstüne objeler ekleyerek. Çok beğeni alıp nereden alındığı sorulmaya başlanınca bir kaç tane daha tasarladım. Annem de etraflarına iğne oyası yaptı.

TK-01

TK-02

TK-03

TK-04

TK-05

TK-06

21 Ekim 2015 Çarşamba

NEŞE VE ŞANS BEBEKLERİ TRT RADYO 1-KADIN ELİ PROGRAMININ KONUĞUYDU.


'Neşe ve Şans Bebekleri' 19 Ekim 2015 Salı günü TRT Radyo 1 de, 'Kadın Eli Programı'nın konuğuydu.Çoluk çocuk torun torba gittik. Gülümsemelerle dolu bir gün geçirdik. Ara ara hüzünlendik. Doğuş hikayelerinin temelinde yatan Soma'yı ve Soma'ya Bir Köprü Projesi'nin duygularını konuştuk... Hayat gibi akıp giden,kendi öykülerini oluşturarak yola düşen bebeklerimin hikayesi...
Dinlerken bebekleri de izlemek isterseniz buyrun...


Youtube üzerinden izlemek isterseniz,


25 Eylül 2015 Cuma

Çantalar


Size de olur mu, cep telefonumu sürekli bir yerlerde unutuyorum ya da çaldığında çantamın içinde arayıp duruyordum. Elime geçen ham keten kumaşı pamuklu kumaştan bir astarla kapladım, pamuklu renkli dantel ekledim kapak kısmına. Jüt ipinden bir sap yaptım,desenli ahşap boncuklarla da süsledim. Şimdi omzuma çapraz takılı taşıyorum telefonumu ve cebimde, çantamda nerede çalıyor diye aranmıyorum. En güzeli de orada burada unutmuyorum. Cep telefonu çantaları 10x16 cm. boyutlarında ortalama.Sizin isteğinize uygun boyda da yapılabilir.

Hazır elim değmişken, dikiş makinesini de açmışken farklı boylarda omuz çantaları da çıkıverdi ortaya.

Çantaların kapaklarına bir neşe ve şans bebeği ekledim. İsterseniz broş olarak yakanızda, şalınızda,şapkanızda da kullanabilirsiniz,isterseniz çantanızda takılı dururlar. Sadece çantanız kirlendiğinde bebekleri çıkararak yıkamaya dikkat edin.

CTÇ-01

CTÇ-02

CTÇ-03

CTÇ-04






OMÇ-01
OMÇ-02
OMÇ-03
OMÇ-04

OMÇ-05
OMÇ-06

OMÇ-07
OMÇ-08

CT-05-10

19 Eylül 2015 Cumartesi

Buzdolabı Süsü-Magnet

Urla Bağ Bozumu Şenliğinde fark ettim ki buzdolabı süsü nam-ı diğer magnetler çok önemliymiş...İnsanlar buzdolabı kapaklarında bir gizli defter tutuyorlarmış aslında...Gezip gördükleri yerleri minik bir mıknatısla buzdolabı kapağına tuttururken bir ucundan da zihinlerine bir  çentik atıyorlar. Unutulmaması için yaşananların.... Bir anılar geçidi gibi...Hem kendilerine hem sevdiklerine bir minik anı...

Eğer armağan alınmışsa, günde kimbilir kaç kez açılan buzdolabının kapağından sevdiklerimizi anımsatır bize...Gidip görmemişizdir oraları ama biri sanki bizim içinde gezmiştir ve minik bir taşın,bebeğin,manzaranın içine bir parça sevgiyle birlikte bir hikaye üflenmiştir.

İlk seri böylece Urla Serisi oldu... Neredeyse otuz yıl öncesinden eski bir dokuma parçası neşe ve şans bebeklerine giysi oldu. Ege Bölgesine has "üstlük" denen bu yerel dokuma, Ege köylüsünün, yörüklerin başından eksik olmaz. Deneyimle sabit ki hem teri alıyor hem de serin tutuyor. Bağ bozumunun ruhuna da uygun oldu. Bir çoğu yerine ulaştı ve anılar geçidinde yerini aldı...

Urla Serisi

Sığacık Serisi geldi ardından...İzmir'in sakin şehri Seferihisar'ın şirin limani Sığacık'ta Kale içinde Nisan Butik'te satışa sunuldu. Yolunuz düşerse bir uğrayın Nisan Butik'e..Hem Elvan'la tanışın hem de neşe ve şans bebeklerinin Sığacık Serisine bir merhaba deyin...Kimbilir içlerinden biri belki sizin buzdolabınızın kapağındaki anı defterinde yerini alır ...


Sığacık Serisi

Ali'yle Ayşe

Sevgi'yle...

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Broşlar...

İlki doğduğunda ağzımdan dökülen kelime minnak oldu... Gittikçe küçülüyor ve narinleşiyorlar benim bebEkler... Sevgili Ufuk Hanım şans bebekleri ve ayraçlarıyla Amerika'ya yola çıkmadan "Sen bize broş yap bunlardan" diyerek bir kapı daha açtı bebeklere. İlk deneme Arzu'da şimdi...Kullandığım malzeme biraz kalın geldi istediğim narinliği bulana kadar denemeler yaptım. O günler de Ankara'dan eski bir dostumla haberleştim. iyi hissetmiyordu,sonraki beşli ona doğru yola çıktı moral olsun diye. Bir kahve fincanının yanında kırk yıllık hatır için...


Ardı geldi sonra... KİTVAK Kermesinde ilk kez görücüye çıktılar.İçlerinden size birşey diyecek olan olur belki... Boyları üç ile beş santimetre arasında değişiyor. Ceketinizde, tişörtünüzde, şapkanızda, eşarbınızda,çantanızın bir köşesinde ya da sizin dilediğiniz bir yerlerde taşımak isteyenler için yapıldılar.





B-22






7 Temmuz 2015 Salı

Haydi Kitvak'la Elele...

Kitvak ve Haydi kelimeleri birlikte anımsanır benim usumda. On yıl oldu sanırım Sevgili  Dr. İnci Erkin "Haydi" demişti bana, "Gel ve el ver." Böyle tanıştım Kitvak'la...

Ne yapabilirdim bilmiyordum ama herkesin yapabileceği birşey vardır diyerek gitmiştim ilk toplantıya. Ege Üniversitesi bünyesinde Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesini yaptırmışlardı. Hasta yakınları, sağlıksız koşullarda, hastanedeki yakınları için hastane etrafında yaşıyorlardı. Hem hasta için hem de yakınları için insana yakışır bir yer yaptırmak istiyorlardı. "Hasta Yakınlarına Destek İçin" "Haydi Projesi" hazırlayacağız demişti İnci Hanım. Sevgili Suat Bey eğlenirdi arada bizimle "Peter'i nerede Haydi'nin" diyerek... Dr. Tuğrul Şahbaz, Sevgili Ilgın'la toplantılar yapmıştık o tarihlerde...Başka şeylerde yaptık. Bizim ki bir damlanın parçasıydı Kitvak'ın büyük hayalinin içinde. O hayal gerçekleşti ve Ege Üniversitesi Hasta Konukevi'ni yaptırdılar.Hep hayırlı hayaller kuruyor Kitvak'ın gönüllü, özverili, fedakar yöneticileri ve gönüllüleri. Gurur duyulacak icra komiteleri vardır.Hayallerini gerçekleştirirken de bunu incelikle,zarafetle,sessiz ve derinden yapıyorlar. Gönül alarak,gönül vererek gönül deryaları kuruyorlar.

Şimdilerde bir başka hayali gerçekleştiriyorlar. Dokuz Eylül Üniversitesi Hasta Konukevini yaptırıyorlar. Facebook sayfalarından ve web sitelerinden süreci izleyebilirsiniz.

Geçen hafta Sibel Hanım arayıp el istediğinde o eli tutmamak olmazdı. 14 Temmuz 2015 Salı akşamı, İnciraltı Turkuaz'da,  Saat 19.00-22.00 saatleri arasında Konukevi inşaatına kaynak sağlamak amacıyla "Hayat Bayram Olsa" diyeceğiz. Daha önceki kermeslerinden biliyorum, Kitvak Dostlar buluşması olan, keyifli ve eğlencelidir bu buluşmalar. Eminim Kitvak Ekibi yine eğlenceli sürprizler hazırlıyordur. "Hayat Bayram Olsa" Kermesinde sizin de paylaşacaklarınız varsa 0 232 462 37 63 nolu telefondan veya info@kitvak.org adresinden Sibel hanımla iletişim kurabilirsiniz.

Biz de Neşe Bebekler ve Şans Bebekleriyle bir sergenle orada olacağız.Heyecanlıyız ilk kez bir sergenle tanışacağız.İlk kez kalabalığa karışacağız. Hayat Bayram Olsa Kermesine katılmak, Neşe ve Şans Bebekleriyle tanışmak, Kitvak Sürprizleriyle buluşmak isterseniz çoluk çocukla bekleriz Turkuaz'a. İzmir'in en güzel günbatımlarını izleyebileceğiniz yerlerden biri de İnciraltı unutmayın...Görüşmek üzere...

Sevgi'yle...


Kermesten görüntüler;










26 Haziran 2015 Cuma

İKİNCİ BAHAR

Neşe bebeklerinin ilk yola çıkış yolculuğu terapi sürecinde kullanılmak üzere olmuştu.İrili ufaklı aileler oluşmaya başladığında büyükanne- büyükbabalar ayrı bir yer tutmaya başladı.İkinci baharı temsil eden bebekler neden bilmem ayrı bir sevgiyle karşılaştılar.Gülümseten bakışlar yanında hem sevgiyi hem özlemi içeren duygularla dokundu yüreklere. Şefkat duygusu uyandırdılar.  Ben de ayrıca bir ikinci bahar bebekleri yapmaya başlamış buldum kendimi. Kimi  Cumhuriyet Balosuna gitti, kimi düğüne...Kimi torun kucakladı. Bu seriden çıkan bebekleri de buradan sergiliyor olacağım. Boyları 10-12 santimetre arasında. Bakalım onların yolculuğu bana neler öğretecek...

Bu çifte Cumhuriyet Balosuna gidenler diyorum:) Gümüş ipe dizili inci kolyesi, çantasıyla hanımefendi ve yakasında kadife gülüyle beyefendi hazırlar...
İB-01



18 Haziran 2015 Perşembe

Joy and Luck...


I had told  the dolls’ growing- out-story with my first text “With Love ".They find their new homes and started to write their stories by the help of my firends who were in family constallation.

Each of them comes on earth with their own emotions but give me joy. Who sees them first always gets a smile on their face.That I like the most. My emotion “joy” has been destroyed for a long time ago by news and life-tiredness. While I was making them, in each step, thousands of words pass through my mind. The feelings that comes from inner me capture the dolls in some ways. This is why I don’t touch the dolls if I get bored or upset about something. A movie reminds itself to met hat I don’t even remember its name. In the movie a young lady, who travells to Near East, feels upset in a rainy night and gets into a restaurant and order soup. As having soup her feeling slows down and she gets beter. From that day on she starts to go that restaurant and wanted to learn how that soup is boiled. The owner of the restaurant trows her out but she won’t give up. She cleans the place and serves. But it is not appropriate in the tradition for a woman making that soup. Although she has heart break, she tries to boil that soup one day when the owner is not there. But every one who has the soup cries because of her being upset and heart break. The very point of this movie is perhaps the running of the feelings from lady to the soup. We give our feeling to another with our works. If we smile inside then that gets catching.

I would rather them called Joy Dolls even though I let them to get their names by whom they are bought. Due to the feeling of joy inside me among the chaos… 

The first born had very tried to stand on her feet. During that time a small seal I had at my keyholder which was broken then. And I tied the first born to my keyholder. That day something good happened and I thought she gave me luck… In my pocket or bag she gets a new shape and each time she has the emotion to make laugh.

I didn’t plan these dolls as such an accessory but a friend and a teacher of mine have seen them in my hand and wished to have one. So came forth the key-dolls. I create them from a softer material. In the next days they will travell to abroad, to a new continent as a gift. Our journey keeps going…






Sometimes at a study of trauma, sometimes in a creche, sometimes in family constallaiton, sometimes on a coffee table, and sometimes in the company with the doors which are openned to beauties...


Some are on sale with their tiny stories at  Latona.com.tr...



In the next days I will create a new page at my blog as “On Sale”, if one them tells you something or if you want a special one you may communicate me via skosaner@ttmail.com. If you wish to follow the updates on my blog please write your e-mail adress on the top of this text in the white blank and click “Submit”...

Sevgi'yle...

With Love

17 Haziran 2015 Çarşamba

Neşe ve Şans...

Aşk'la...yazımda bebeklerin doğuş yolculuğunu anlatmıştım. Aile dizimi ve oyun terapi çalışması yapan arkadaşlarımın siparişleriyle ilk yuvalarını buldular ve kendi öykülerini oluşturuyorlar artık.

Her biri kendi duygusuyla dünyaya geliyorlar ama bana verdikleri duygu neşe... Onlarla ilk karşılaşanların yüzünde de bir gülümseme uyandırıyorlar. Bu çok hoşuma gidiyor. Uzun zamandır ülke gündemi, hayat yorgunlukları galiba en çok içimdeki neşe duygusunu yok etmişti. Bebeklerle çalışırken her bir aşamasında içimden binlerce kelime geçiyor. İçimden akıp gidenler bir şekilde bakıyorum bebeklere de geçmiş. O nedenle eğer canım sıkkınsa, birşeye üzülmüşsem bebeklere dokunmuyorum. İzlediğim bir film geliyor aklıma hemen şimdi ismini anımsamıyorum filmin. Uzakdoğu'da bir yere giden genç bir kadın yağmurlu bir gecede çok üzgünken bir lokantaya girer ve bir çorba içer filmde. Çorbayı içtikçe üzüntüsü geçer ve iyi hisseder kendini. O günden sonra o çorbacının kapısına dayanır ve bu çorbanın yapımını öğrenmek ister.Lokantanın sahibi onu kovar, kovuldukça vazgeçmez, temizlik yapar,hizmet eder...O çorbanın kadınlarca yapılması geleneklere aykırıdır üstelik. Her türlü aşağılanmaya razı olur ve bir gün ustası yokken çorbayı pişirmeyi dener ama o kadar üzgündür ki çorbayı içen herkes ağlamaya başlar. Bu filmin bende yer eden kısmı galiba çorbaya geçirdiğimiz duygular olmuştu.Yaptığımız işe hangi duyguyla bakıyorsak karşımızdakine de o duyguyu geçiriyoruz. İçimiz gülüyorsa bu bulaşıcı oluyor.

Onlara her ne kadar isim koymayı gittikleri kişiye bıraksam da, Neşe Bebekleri demeyi tercih ediyorum. Tüm kargaşanın içinde içimde yarattıkları neşe duygusu nedeniyle...

İlk doğanlardan biri ayakta durmakta zorlanıyordu. O sırada uzun zamandır anahtarlığımda takılı  minik fok bağlantı yerinden koptu. Ben de anahtarlığıma bu bebeği taktım. O gün güzel şeyler oldu ve bana şans getirdiğini düşündüm... Cebimde veya çantamda şekilden şekile girip duruyor her seferinde beni güldürecek bir şekil almayı başarıyor.

Böyle bir aksesuar olarak planlamamıştım bebekleri ama elimde gören bir arkadaşım, bir öğretmenim ben de istiyorum deyince anahtarlıklar çıktı ortaya. Onları daha yumuşak bir malzemeden yaptım. Önümüzdeki günlerde bir başka kıtaya doğru yola çıkacaklar birilerine armağan olarak.





Bizim yolculuğumuz devam ediyor...

Bazen bir travma çalışmasında, bazen bir bebek evinde, bazen aile dizimi çalışmasında, bazen bir sehpanın üstünde, bazen güzelliklere açılan kapıların eşiğinde...

Blogta da Vitrindekiler  diye bir sayfa açacağım önümüzdeki günlerde, içlerinden size birşey diyecek olan biri olursa veya size özel bir şey isteyecek olursanız benimle skosaner@ttmail.com adresinden iletişim kurabilirsiniz. Blogtaki güncellemeleri takip etmek isterseniz yazının hemen üstündeki beyaz boşluğa e-posta adresinizi yazıp "Submit" kutucuğunu tıklamanız yeterli olacaktır...

Sevgi'yle...




26 Mayıs 2015 Salı

Ayraç-Toprak ve Su





Toprak Kız doğdu Defne Kaman'ın izini ararken... Buket Uzuner'in Su Kitabından sonra doğumunu beklediğim "Toprak" kitabının satırlarına eşlik etti...Şimdi yeni ismini buldu ve yeni bir yolculuğa çıktı...














"Benim ki mavi olsun" dedi şimdiki sahibi... O sırada elimde Su Mitosları vardı ve Su Perisi doğuverdi sayfaların arasından... Şimdi bir başka su kentinde mitosları rehber edinmiş bir genç adamla yolculukta...

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Miniminicik...



Blog yayına girdikten sonra bebeklerle karşılaşanların ilk tepkisi "Aaaaa bu kadar küçük müydü bunlar? " oldu...

Aslında doğum hikayelerini anlattığım Aşk'la yazımda  boyları üç ila on santimetre arasında diye yazmıştım. Farkettim ki görseller yanıltıcı olabiliyormuş...

Bu Hanımefendi ile Beyefendi Cumhuriyet Balosuna gidecekler...Arabaları hazır, şoförü bekliyorlar. Yanlarına standart boyda bir kupa koydum bu sefer :)  Boyları konusunda bir fikir verebilir belki diye...









24 Nisan 2015 Cuma

With Love...

Well, sometimes your palms get itchy… Do some imaginary things with your fingers unwittingly… Then something comes to your hand and you start playing with it… No idea what it will become. Yet what will become something has an idea of what will become. So that happened… I say myself for a while that I should do something. Mental fatigue I had. Everything’s gonna be fine, I guess, when my hands create something. One day, we hit the road of Kemeralti to find some dolls for Şule’s family-constallation-study. We found a set… As we were talking about the dolls by imagining our wishes, I told “actually it can be made by hands”, and Şule asked a quesiton which opened me a mind door: “Why don’t you make then?”  My itchy palms and fingers purled as water knows its way. A joy
Hatçe
captured me deep inside, and I visited shops to buy some material. When I got home, “Hatçe” grew out of my hands… A smile captured my face. I hold “Hatçe” in sight nowadays, when I got blue she makes me smile, everytime… Gives me joy…

From then on the dolls made me lose track of time... I am given shoddy and wool by my sister, mother and Gülser, the materials flourished. At every shoddy that comes from my mother and sister there is an old time history.

Their lengths are changing between 10 cm and 3 cm. Even if I want, cannot make any same. Each of them comes out with their own smile and posture. I’m trying to make them stand on their feet and it gets beter every day. I’m sure there is an easy way but I choose this one... They are like life, you cannot know what wrong is. I learn new things withouts making the same mistakes again and again. Each learning makes me feel good… Stories comes out of me while I was making. Next thing is someone comes out of the story...

Bookmarker
And so came out the bookmarkers… First came out Little Red Riding Hood for Judith… In time some come out too. They don’t tell me when they’ll arrive. When it’s time, they open a door in my hand and take a step forward… Then travell to other houses or hands, to find their own stories, to get a role in somebody’s stories.

I have strings, clay, shoddy and chenilles at hands… I cannot hold my hands and those who want to come out…
My mind runs itself into something, what it gets birth I don’t know…
It’s like a journey.

And being on a journey is good...

Sevgi'yle...
Lovely...